Kanunun yirminci yüzyıldaki gelişimi, radyo yayınlarından ayrı düşünülemez.
Radyo heyetleri düzenli çalışan, kadrolu topluluklardı. Bu düzen, icra standardını yükseltti.
Birinci etki repertuvarın sabitlenmesidir. Yayın için hazırlanan programlar, eserlerin belirli bir biçimde çalınmasını gerektirdi.
İkinci etki kayıttır. Mikrofon karşısında çalmak, mandal gürültüsü ve tırnak sesi gibi ayrıntıları görünür kıldı.
Üçüncü etki taksimdir. Yayın süresi sınırlı olduğu için taksimler kısaldı ve daha planlı hale geldi.
Dördüncü etki aktarımdır. Radyo arşivleri, sonraki kuşakların üslup öğrendiği ana kaynak oldu.
Bugün kanun öğrenen bir kursiyerin dinlediği örneklerin büyük bölümü bu dönemin kayıtlarıdır.
Bu nedenle radyo dönemi, çalgının tarihinde teknik bir ayrıntı değil, üslubun kurulduğu evredir.
Bu dönemin bir başka etkisi de nota kullanımının yaygınlaşmasıdır; meşk geleneğinin yanına yazılı kaynak eklenmiştir.
Yazılı kaynak, aktarımı hızlandırmış ama üslup bilgisini tek başına taşıyamamıştır.
Bu nedenle bugün de nota ile kayıt birlikte kullanılır; biri sesleri, diğeri nasıl çalınacağını verir.
Derslerimizde dinleme repertuvarı bu dönemin kayıtları esas alınarak oluşturulur.