Kanunun telleri gruplar hâlinde gerilir ve her grup tek bir perdeye akort edilir. Bu yapı, sabit akortlu bir çalgı demektir.
Makam müziği ise ince perde farklarına dayanır. Aynı perdenin bir komalık yukarısı ya da aşağısı ayrı bir kimliktir.
Mandal sisteminden önce icracılar bu farkı elle çözmeye çalışırdı: tel üzerine parmakla baskı uygulanır, ses geçici olarak yükseltilirdi.
Yöntem hem yorucu hem de kararsızdı. Uzun cümlelerde perde tutmuyordu.
Çözüm, her tel grubunun altına kaldırılıp indirilebilen küçük metal parçalar yerleştirmek oldu. Bu parçalara mandal denir.
Başlangıçta bir tel grubu için üç dört mandal bulunurdu. Zamanla bu sayı arttı; bugün bir tam aralıkta dokuz ila on iki mandal bulunur.
Artış yalnızca bir sayı meselesi değildir. Mandal sayısı arttıkça çalgının karşılayabildiği makam sayısı da artmıştır.
Bu nedenle mandal, kanunun tarihinde bir aksesuar değil, kimlik değiştiren bir eşiktir.
Mandal sisteminin yerleşmesi çalgının repertuvarını da değiştirmiştir; daha önce kanunla çalınamayan makamlar dağara girmiştir.
Bu genişleme, kanunun fasıl heyetindeki konumunu eşlikten ortaklığa taşımıştır.
Derslerimizde mandal sistemi, önce tarihsel gerekçesiyle sonra kullanım tekniğiyle anlatılır.