Kanunun kökeni, yatay biçimde çalınan telli çalgılar ailesine dayanır. Bu ailenin izleri çok eski uygarlıklara kadar gider.
Mezopotamya ve Yakın Doğu buluntularında, dizisel telleri ve düz gövdesi olan çalgılar görülür.
Çalgı, İslam dünyasında yaygınlaştıktan sonra Endülüs üzerinden batıya, Anadolu üzerinden kuzeye taşınmıştır.
Osmanlı müziğine girişi ise daha geç bir dönemdir. Kanun, klasik fasıl heyetlerinde on dokuzuncu yüzyılda kalıcı yerini alır.
Bu geç yerleşmenin nedeni teknikti. Sabit akortlu bir çalgının makam müziğindeki ince perdeleri karşılaması kolay değildi.
Sorun, yirminci yüzyılın başında mandal sisteminin yerleşmesiyle çözülür.
O tarihten sonra kanun, yalnızca eşlik eden değil, akort referansı veren ve taksim açan bir çalgı haline gelir.
Bugünkü konumu bu iki aşamanın sonucudur: eski bir gövde, yeni bir ayar sistemi.
Çalgının Anadolu'daki yayılımı, saray müziği kadar şehir müziğinin de etkisiyle olmuştur.
Bu ikili yayılım, kanunun hem klasik hem de gündelik repertuvarda yer bulmasını sağlamıştır.
Bugün aynı çalgının hem fasıl heyetinde hem solo konserde bulunması bu geçmişin sonucudur.
Derslerimizde çalgının tarihi, mandal sisteminin gelişimiyle birlikte anlatılır.