Türk müziğinde perdeler arası mesafe, tam sesin eşit parçalara bölünmesiyle tarif edilir. Bu küçük birimlere koma denir.
Segâh perdesi bu ölçünün en hassas örneğidir. Bir komalık sapma, makamın kimliğini görünür biçimde değiştirir.
Kanunda bu perde mandal ile ayarlanır. Yani doğru segâh, parmakla bulunan değil, önceden kurulan bir değerdir.
Birinci risk kanunun akordudur. Genel akort kaymışsa segâh doğru mandalda bile yanlış duyulur.
İkinci risk alışkanlıktır. Batı müziği dinleyerek büyümüş bir kulak, bu perdeyi farkında olmadan yukarı çeker.
Üçüncü risk topluluktur. Yaylı bir çalgı perdeyi biraz farklı basarsa kanuncu kendi doğru sesinden şüphe eder.
Çözüm ölçüyü kulakla değil, önce mandalla sabitlemek; sonra o sabit sesi uzun süre dinleyerek belleğe yerleştirmektir.
Segâh oturduğunda segâh, hüzzam ve müstear gibi bir dizi makam aynı anda erişilebilir hale gelir.
Çalışma sırası şöyledir: mandal doğru kademeye alınır, perde uzun süre çalınır ve dinlenir, ardından komşu perdelerle karşılaştırılır.
Bu üçlü tekrar birkaç hafta sürdürüldüğünde kulak, perdeyi ölçmeye değil tanımaya başlar.
Derslerimizde koma çalışması ayrı bir başlık olarak yürütülür ve segâh perdesi referans alınır.