Kanun, fasıl heyetindeki yeri nedeniyle uzun süre eşlik çalgısı olarak görüldü. Solo icra, çalgının ses alanı ve mandal imkânları düşünüldüğünde mümkündü; ama repertuvar yoktu.
Yirminci yüzyılın sonlarında bu durum değişti. Kanun için yazılmış ya da kanuna uyarlanmış eserler çoğaldı.
Tahir Aydoğdu, bu dönemde kanunu solo çalgı olarak öne çıkaran icracılardandır.
Birinci katkı repertuvardır. Klasik eserlerin solo icraya uyarlanması, çalgının tek başına taşıyabileceği bir program oluşturdu.
İkinci katkı tekniktir. Solo icra, iki elin bağımsızlığını ve dinamik farklarını zorunlu kılar.
Üçüncü katkı sahnedir. Solo konser biçimi, kanunu heyetin arkasından öne taşıdı.
Bu gelişme öğrenci için şu anlama gelir: kanun öğrenmek artık yalnızca bir topluluğa hazırlanmak değildir. Solo repertuvara geçen kursiyerde ilk fark edilen eksiklik dinamiktir; topluluk içinde fark edilmeyen düz ses gücü, tek başına çalarken hemen duyulur. Solo çalışmanın ilk aşaması yeni eser değil, bilinen bir eserin dinamik planını çıkarmaktır. Derslerimizde solo repertuvar ve topluluk repertuvarı ayrı ayrı planlanır.